7 Şubat 2008 Perşembe

Bakır

Enflasyonun yüzde 10’ların altına düşürme çabaları sürerken, sanayinin en önemli girdisini oluşturan hammadde fiyatlarındaki yüzde 50’leri bulan artış büyük çelişki yaratıyor. Sanayici petrol, bakır, demir-çelik, kağıt, petro kimya, alüminyum gibi hammadde fiyatlarının sürekli artması karşısında zor günler geçiriyor.. Hammadde fiyatlarındaki artışı rekabet koşulları dolayısıyla bire bir fiyatlarına yansıtamayan sanayiciler, ucuz etiket ile pahalı girdiler arasında sıkışıyor. Hatta hammaddeki artışlardan zorlanan sanayici bunun üzerine zaman zaman hammadde temininde dahi sıkıntılar yaşıyor. Sektör temsilcilerine göre hammadde fiyatlarındaki aşırı artışlar; dolar cinsinden likitlerin bollaşması, Çin ve Hindistan’ın başını çektiği Uzakdoğu’nun aşırı talebi ile ABD-İran ve Ortadoğu merkezli, yatırım ve emeklilik fonlarının metallere yönelmesi, Ortadoğu’daki siyasi belirsizlikler, yükselen enerji maliyetleri, Çin ve Hindistan kaynaklı talep artışı listenin başında yer alıyor. Fiyatlar tarihi zirvelerde Hammadde fiyatlarının tarihî zirvelere ulaşması üretici ülkeleri zengin ederken, ithalatçı konumundaki Türkiye gibi ülkelerin ödediği bedelleri ise her geçen gün artırıyor. Fiyat artışları ile en çok gündeme gelen petrolün varil fiyatı 2003 yılında 28 dolardı. Petrol 2006 yılı içinde 70 doların üstünü gördü. Özellikle 2006 yılının en çok ilgi gören hammaddesi bakır oldu. Öyle ki bakırın dünya borsalarındaki fiyatı 2005’e göre yüzde 110’un üzerinde bir artış gösterdi. Bakır fiyatlarındaki bu dalgalanma hala durulabilmiş değil. Yine üç yıl önce 400 dolar olan bir ton gazete kağıdının bugün 650 dolardan alıcı bulması, 2003’te 180 dolara satılan bir ton demirin 510 dolara tırmanması, 2003 yılında 320 dolar olan altının onsunun 2006 yılında yine 660 doları görmesi bu gelişmelere birer örnek oluşturuyor. Türk sanayisinin en çok kullandığı hammaddelerden birisi de bakır. Son 1 yıl içinde bakır borsa fiyatları yüzde 100’ün üzerinde artı. 3700-3800 dolar olan bakır ton fiyatı 7 bin 500 doları aştı. Sözkonusu artışın bugünkü fiziksel arz-talep yapısı ile ilgili olmadığını savunan Erbakır Genel Müdürü Müjdat Keçeci ise özellikle son zamanlarda petrol üreticisi ülkelerde büyük nakit fonların oluştuğunu ve bu fonların dünya piyasalarına yönlendiğini belirtti.

23 Ocak 2008 Çarşamba

Bakır

Ancak suya bakır karışımı, genelde kullanılan su tesisatındaki bakırdan yapılmış parçaların eskimesinden kaynaklanadığından, her evdeki suyun bakır açısından kontrolü mümkün olamamaktadır. Bu nedenle genel olarak kabul gören yaklaşım şebekeye verilen sudaki bakır düzeyinin 1.3 ppm in üzerine çıkmamasıdır.
Sağlıklı bir yaşam için her gün bakır almak gerekir. Normalde yetişkin bir insan günde 1.000 mikrogram bakır alabilir. İçtiğimiz sularla günde yaklaşık 150 mikrogram bakır alırız. Bir kerede yüksek dozda bakır alınması durumunda; bulantı, ishal, mide krampları ve kusma meydana gelir. Alınan miktara bağlı olarak bu şikayetlerin derecesi de artar.
Bir yaşın altındaki bebekler bakıra daha duyarlıdırlar. 14 günden daha uzun süre yüksek dozda bakıra maruz kalmak, yenidoğanlarda böbrek ve karaciğer hasarına neden olabilmektedir.
Ancak kısa süreli de olsa yukarıda belirtilen miktarın üzerinde alındığında çeşitli sağlık problemleri ortaya çıkabilmektedir. Bunlar : mide ve barsaklarda rahatsızlık hissi, karaciğer ve böbrek hasarı, anemi (kansızlık). Wilson hastalığı olan kişiler ve karacier rahatsızlığı olanlar 1.3 ppm den daha düşük seviyelerdeki bakıra da duyarlıdırlar.